©Anadolu Ajansı

Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 2019 Prof. Dr. Fuat Sezgin Yılı Toplantısı’nda konuşan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, salondaki katılımcıların Ramazan-ı Şerif’ini tebrik, toplantıya katılımları için teşekkür etti.

Erdoğan, 1 Temmuz 2018 yılında vefat eden Fuat Sezgin’i rahmet ve saygıyla andı.

Sezgin’in ilim adamlığı konusundaki kararlı duruşuna yakından şahit olduğunu belirten Erdoğan, “Hocamız, aynı zamanda ülkesine ve milletine derin bir muhabbetle bağlıydı. Bu sebeple ömrünün son yıllarında eserlerini, kitaplarını, tüm birikimini ülkemize kazandırmanın, milletimizin istifadesine sunmanın gayreti içinde olmuştur. Eserlerinin büyük bir kısmını ülkemize kazandırdı. Bir diğer kısmı da şu anda mahkemelik. İnşallah o mahkeme de kazanılmak suretiyle onları da ülkemize getireceğiz” diye konuştu.

“Hocamıza Almanya’nın sahip çıkması boşuna değildi”

Fuat Sezgin’in 94 yıllık hayatının her safhasının paha biçilmez derslerle dolu olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Dünya çapında böyle bir bilim adamının 1960 darbesinin ardından İstanbul Üniversitesinden uzaklaştırılması tarihimizin en büyük ayıplarından biridir. Peki İstanbul Üniversitesinden uzaklaştırılan Fuat Sezgin çalışmalarını nerede devam ettirdi? Almanya’da devam ettirdi. Önce Frankfurt, ardından Goethe Üniversitesi Fuat Hocamızın ilmi çalışmalarına zemin oluşturdu, destek verdi. Bizim kıymetini bilemediğimiz hocamıza Almanya’nın sahip çıkması boşuna değildi. Hocamız İslam bilim ve teknoloji tarihi bakımından eşi bulunmaz eserlerinin önemli bir bölümünü tabii olarak çalışmalarını yürüttüğü ülkenin diliyle yani Almanca olarak yayınlamıştır. Bunun anlamı, bu eserlerin bilim tarihine Alman patentli olarak geçmiş olmasıdır.

Açık konuşmak gerekirse, Hocamızın ülkemizde barındırılmamasının sebebi yürüttüğü çalışmalarının başındaki İslam ifadesidir. Şayet Fuat Hoca, İslam değil de mesela Roma veya Bizans tarihi çalışmış olsaydı, emin olun hayatının sonuna kadar İstanbul Üniversitesinde kalmaya devam ederdi. Sıkıntı, dert burada… İlim insanına sahip çıkmadığınız zaman, işte ona Alman sahip çıkar ve Alman sahip çıktığı zaman da bu eserler Almanca dünyada yerini bulur. Halbuki İslam alimlerinin çalışmaları incelenmeden dünya bilim tarihinin incelenebilmesi de yazılabilmesi de mümkün değildir. Sadece ve sadece yürüttüğü çalışmaların başında İslam ifadesi geçiyor diye Hocamızı bir kalemde silip atanlar, ortaya çıkan dünya çapındaki eserlerin şerefini kendi elleriyle Almanya’ya bağışlamışlardır.”

“İftiharla takip ediyoruz”

Medeniyet inşa etmenin, her topluma nasip olmadığını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Biz bu konuda şanslı bir milletiz. Her şeyden önce dinimiz olan İslam’ın kadim ve çok zengin bir medeniyet birikimi var. İslam ilim adamlarının tıptan astronomiye, matematikten kimyaya, fizikten siyaset bilimine kadar dünyaya kazandırdıkları birikim bugün dahi insanlığın yolunu aydınlatmayı sürdürüyor. Geniş bir coğrafyada süren bu çalışmaların kıymetini Fuat Hocamız gibi ilim erbabımızın çalışmalarıyla adeta yeniden keşfediyoruz.

Bunun yanında millet olarak medeniyet geçmişimiz, 5-6 bin yıl öncesine kadar götürülüyor. İslam öncesi dönemden başlayan bu büyük medeniyet yürüyüşü, ecdadın Müslümanlıkla şereflenmesinin ardından çok daha zengin bir şekilde günümüze kadar gelmiştir. Bugün ülkemizde ve dünyanın pek çok yerinde Müslüman bilim adamlarının ortaya koydukları eserlerini, başarılarını iftiharla takip ediyoruz.”

“İnsanlığın hayrına kullanacağız”

Bu gelişmenin aynı zamanda medeniyetin üzerindeki küllerin dağılmaya, ateşin yeniden harlanmaya başladığı anlamına geldiğini belirten Erdoğan, bilimin ve teknolojinin insanlığa sağlayacağı faydalar ve zararların, onun gerisindeki felsefeyle, inançla, amaçla ilgili olduğunu söyledi.

Erdoğan, insanı herhangi bir meta olarak gören anlayışla üretilen bilim ve teknolojinin, ancak dünyadaki adaletsizliği artırmaya ve zulmü çoğaltmaya yarayacağını vurgulayarak, şunları söyledi:

“Buna karşılık insanın yaratılmışların en şereflisi olduğu anlayışıyla yürütülen bilim ve teknoloji faaliyetleri, dünyadaki herkes için mutluluk, huzur, refah kaynağı haline dönüşür. Nasıl aynı malzemeyle sadece doz farkıyla zehir de ilaç da yapılabilirse, bilim ve teknolojinin sonuçlarıyla da benzer neticeler elde etmek mümkündür.

Atomu parçalayarak, insanlık için en ucuz enerji kaynağını üreten de insanları toplu şekilde katleden de aynı bilim ve teknoloji değil mi? Öyleyse biz, bilimi ve teknolojiyi sadece insanlığın hayrına kullanacağız. Bıçak katilin elinde insanı öldürür ama aynı şekilde bıçak değil neşter, doktorun ve cerrahın elinde hayat kurtarır. Fark bu. Bunun için önce dengeyi sağlamak gerekiyor.”

“Gülhane Parkı’na muhakkak uğrayın”

Türkiye olarak savunma sanayine verdikleri önemin gerisinde işte bu anlayışın bulunduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Güçlerin dengesiz olduğu bir yerde idealleri hayata geçirecek imkan oluşturmak mümkün değildir. Biz, milletimiz, mensubu olduğumuz ümmet ve tüm insanlık için barış, huzur, güven, refah, adalet, esenlik dolu bir gelecek inşa etmeyi hedefliyoruz. Fuat Sezgin Hocamızın açtığı yol, bize işte böyle bir gelecek için neler yapmamız gerektiğinin ipuçlarını veriyor.

Onun için ben özellikle gençlerimize tavsiye ediyorum; Gülhane Parkı’na muhakkak uğrayın, müzeyi muhakkak gezin. Neler yapmışlar, Fuat Hocamız nelerin başını bu noktada çekmiş, kütüphanesini muhakkak görün. İnanıyorum ki onlar, sizin ufkunuzu daha da artıracaktır, daha da geliştirecektir. Sizin geleceğe bakışınızı bu noktada çok daha teşvik edecektir. Bu bakımdan Gülhane Parkı bizim çok fakirdi, garipti ama bu kütüphaneyle Gülhane Parkı’nı da zenginleştirmiş olduk.”

Erdoğan, Prof. Dr. Fuat Sezgin Yılı’nın Türkiye, İslam dünyası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.